logo

Samsun’un İlk Alışveriş Merkezi


Sami Durmuş
samidurmus@mynet.com

Nerede o çocukluğumun alışveriş merkezleri
Başlığı görünce ilk yaptığınız ey gidi diyerek derin bir nefes çekmek oldu bence…
Eskiler bence daha anlamlıydı, belki de daha duygusal ve manidardı…

Çocukluğumun vazgeçilmez alışveriş kültürü olan Samsun Bedestan’ı çok anılar barındırırdı içerisinde…
Kumaşçısından, ayakkabı tamircisine sarrafından, antikacısına varana kadar uzanan bir yolculuktu belki de…
Çocuktum o zamanlar tabi ki büyüklerimiz daha iyi bilirler, Samsun Bedestanın Bit pazarı olarak da tarif ederlerdi. Hep merak ederdim niye ki buraya bit pazarı derler diye .Yeri gelir korkardım Bedestan’a girmeye bit pire bulaşır eve gidince zılgıtı yerim diye…
Ama nedense takım elbiseyi ,ayakkabıyı da orada bulunan dükkanlardan alırdık…Çünkü malı ,kumaşı, derisi, ayakkabısında hile yok diye. Çünkü hep el emeği vardı hepsinde…
Büyüdükçe daha sıkı fıkı olduk Bedestan ile yeri geldi alışveriş yaptık, yeri geldi selam verdik, çayımızı içtik. Dert dinledik derman bulunduğuna şahit olduk ama en önemlisi belki de bizler şuan günümüz itibariyle yap(a)mıyor olsak da esnafların Besdestan ruhunu yitirmemek için direndiklerini görüyor ve inanıyorum.
Tabi ki günümüzde ismini zikretmek istemediğim birçok alışveriş merkezlerinden çıkmasak bile onlar bu gelişimin ve değişimin karşısında dik duran bir efendiler dir.
Bedestan’ı tarif eder isek;
Kale Mahallesi’nde, halen şehrin ticari merkezi konumundaki kuyumcular mevkiinde Ziya Gökalp Caddesi üzerindedir. Halk dilinde ve çeşitli yayınlarda bedesten olarak adlandırılan yapı, klasik bedesten yapılarına uymaz. Uzunca bir sokağın sağ ve soluna karşılıklı dizilmiş dükkânlar ve aralardaki kapılardan oluşan yapıdır.
Günümüze sağlam olarak ulaşan iki kapısı üzerinde bulunan kitabeliklerin içleri boştur. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan h.1280 m.1863 tarihli üç ayrı belgede yapı, Hazinedârzâde Süleyman Paşa’nın vakfı olarak geçmektedir. Arastanın Hazinedârzâde Süleyman Paşa tarafından, Canik Muhassallığına getirildiği 1807 ile vefat ettiği 1818 yılları arasında yaptırılmış olabileği düşünülmektedir. Ancak, 1785 tarihli bir belgede yapının adının geçtiğine göre, buranın 1785 yılından evvel inşa edildiği ve Süleyman Paşa tarafından satın alınarak vakfedilmiş olabileceği akla gelmektedir.(M.Sami BAYRAKTAR / Sanat Tarihi) 
Samsun’daki tarihi eserler sahipsiz mi? Sorusunu da her zaman soruyoruz ama nafile…
Yeraltında gömülü olarak kalan ve günümüzde tesadüfen ortaya çıkarılan üç bin yıllık Amisos eserleri kadar bize atalarımızdan miras kalan bu ve benzer eserlerin de yaşamaya ve yaşatılmaya hakları olduğuna inanıyorum.
Ülkemizde ve Samsunumuz da başta olmak üzere tarihi duyguya sadece görsellikle yaklaşan, manevi şekilde boşlayan bir yapıya sahibiz. Üzülüyorum geleneklerimizin kaybına yeniliğin içinde kaybolmasına.
Onun için isterim ki bir şey almasan bile gir Bedestan’a ver selamını, iç çayını, ısıt kalbini esnafının. Neden derseniz değerlerine sahip çıkan ve çıkmaya çalışan kişilerin geleneklerini yaşatmaya güç katsın. Tarihine sahip çık ki tarihin sizden sonra da yaşasın.
Vesselam……

Etiketler: » » » » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

10+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Gezer Bir Derviş: İsmail Siracüddin Şirvani

    04 Nisan 2019 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Amasya, bir çok tarikata ve veli şaire yoldaşlık etmiş bir şehirdir. Doksan dokuz evliyası olduğu rivayet edilen ama, yüze tamamlansaydı 'peygamber' gelirdi söylencesi olan bir yerdir! Bu kadar eski ve köklü bir İslam geleneği olan şehrin; meşhur meşayih ve meşahirlerini konuşmakta yarar vardır. Kültür kotları eski olan yerlerin, teşhir unsurları da fazla olur. Şehirlere anlam katan insan ve mekan unsurlarını konuşmak ve yazmak da bizim görevimizdir. Fırsat oldukça ve şehri gezdikçe, bunları yazmaya ve hasbihal etmeye devam edeceğiz. Ü...
  • Öğretmenimin Katili Sistemdir!

    02 Nisan 2019 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Öğrenciyi kutsayan Öğretmeni aşağılayan Hangi çağda yaşıyoruz temelli ilim ve irfan düşmanı zihniyet egemen olduğu müddetçe daha çok öğretmen meslektaşım bu saldırılara ve itibar suikastlara uğramaya devam edecektir. Öğrencisi tarafindan katledilen öğretmen kardeşime Allah'tan rahmet diliyorum. Umarım henüz icraatini göremediğimiz ama sözleri ve diksiyonuyla bizleri büyüleyen Bakanımız bu saldırı ve itibar suikastlerine karşı bir çare olur...
  • Bu Ne Korku ?

    27 Mart 2019 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Bu ne yahu! Bu ne korku! Hem Allah'a inanacaksınız. Hem de o gelirse şu olur, bu gelirse şöyle yaparlar diye korkacak, korkutacaksınız. Bu büyük milletin sahibi Allah'tır. Başımıza bir şey gelirse de onun sebebi de Allah'tan uzaklaşmamızdandır. Allah'a güvenmeden kuldan bir şey beklemek ve ümitsizlik küfürdür. Mehmet Akif Ersoy üstadımız ne diyor: Allah’a güven, sa'ye sarıl, hikmete râm ol Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol Ve unutulmasın ki bugün bizi HDP üzerinden motive etmek isteyenlerin arkasında ...
  • Konformist Gençlik

    14 Mart 2019 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Gençlik, insan ömrünün en hızlı ve savurgan geçen dönemidir. Sürekli gençlerle içiçe olan birisi olarak, onların tahlilini de iyi yapabilirim diye düşünüyorum. Gençleri anlamadıktan sonra, toplumu anlasak ne yazar! Çünkü toplumun bel kemiği, geleceğimizin teminatı gençlerimizdir. Gençlerimize kızsam da, onları anlamaya ve dinlemeye çaba sarf ediyorum. Onları anlamak için de, önce onların meselelerini ve yaşadıklarını tanımak da fayda var. Gençlerin bazı hususiyetlerini tespit etmekte ve sorunlarını yorumlamakta fayda var. Gençlik üzerine...